UnknownCreators
Rehber

Müzik Prodüktörlüğünde Tam Vizyon Sahibi Olmak

Ayda Eravcı
#Rehber#Prodüktörlük#Vizyon#İlham

Müzik prodüktörlüğü, teknik ustalığın ötesinde bir vizyon gerektirir. Bu vizyon, müziğin DNA’sını anlama, güçlü şarkılar yaratabilme ve tarihin bilgeliğinden beslenme yeteneğidir. Düzenleme sanatı ise bu vizyonun kalbidir; tıpkı bir şef aşçının karmaşık bir tabakta her tadın tam yerini bilmesi gibi, notaların, ritimlerin ve seslerin nerede duracağını öngörebilme çılgınlığıdır.

Prodüktör, duygusal dinamikleri yönetirken ticari ve sanatsal denge arasında dans eder, detaylara takıntılı bir dikkat gösterir ve kültürel köklere saygı duyar.Bu hafta Quincy Jones’tan ilhamla, bu görünmez mimarların prensiplerini keşfedeceğiz.

Quincy Jones’tan İlhamla; Müzik Prodüktörlerine Altın Değerinde Tavsiyeler

Quincy Jones photo

28 Grammy ödülü ve Michael Jackson’ın Thriller gibi tüm zamanların en çok satan albümüne imza atan Quincy Jones, bu vizyonerliğin en bilinen efsanesidir.

Bir prodüktör olarak sadece eserleri şekillendirmekle kalmadı, aynı zamanda müziğin geleceğine yön verdi.

Bu yazıda, Jones’un kendi sözlerinden yola çıkarak, müzik prodüktörlüğüne dair içgörülerini ve tavsiyelerinden yola çıkarak prodüktörlük yolculuğumuzda tam vizyon sahibi olmak için gerekenlere değineceğiz.

Müziğin DNA’sını Anlamak: Gerçek Müzikal Eğitimin Önemi

Quincy Jones’a göre modern müziğin en büyük eksikliklerinden biri, prodüktörlerin ve müzisyenlerin kapsamlı bir müzik eğitiminden yoksun olmalarıdır:

Müzik prensipleri vardır. Günümüz müzisyenleri müzikle sonuna kadar gidemiyor çünkü sol beyinle ilgili ödevlerini yapmamışlar. Müzik duygu ve bilimdir. Duyguyu pratik etmenize gerek yok çünkü bu doğal olarak gelir. Teknik farklıdır. Piyanoda parmağınızı üç ile dört, yedi ile sekiz arasına sokamıyorsanız, çalamazsınız. Teknik olmadan ancak bir yere kadar gidebilirsiniz. İnsanlar kendilerini müzikal olarak sınırlandırıyorlar . Bu müzisyenler tango biliyor mu? Macumba? Yoruba müziği? Samba? Bossa nova? Salsa? Cha-cha?

Jones, sadece pop veya güncel türleri bilmenin ya da aynı soundlar üzerine çalışmanın yeterli olmadığını, gerçek bir prodüktörün müziğin köklerini, farklı türlerini ve evrensel dilini anlaması gerektiğini vurguluyor.

Prodüktörlükte çeşitlilik ve geniş bir müzikal arka plan, sınırları aşmanın anahtarıdır.

Şarkının Gücü: İyi Bir Temelin Önemi

Jones’un prodüktör olarak öğrendiği en değerli ders, güçlü bir şarkının üretimin temelini oluşturduğudur:

Şarkı güçtür; şarkıcı habercidir. Dünyanın en iyi şarkıcısı bile kötü bir şarkıyı kurtaramaz. Bunu 50 yıl önce öğrendim ve bir yapımcı olarak öğrendiğim en büyük ders bu. Harika bir şarkınız yoksa, etrafına ne koyarsanız koyun, bir önemi yok.

Modern prodüktörlerin en büyük yanılgısı, teknik efektlerin ve prodüksiyon hilelerinin zayıf bir eseri kurtarabileceğini düşünmeleridir.

Jones, temelin sağlam olması gerektiğini, çünkü dinleyicinin her şeyden önce şarkıyla bağ kurduğunu hatırlatıyor. Prodüktör olarak önceliğiniz, şarkının özünü güçlendirmek olmalıdır.

Tarihten Beslenmek: Geçmişi Anlamak, Geleceği Şekillendirmek

Jones, müzikte inovasyonun geçmişi tanımakla başladığına inanıyor:

Yapımcılar artık önceki nesillerin tüm müzik prensiplerini görmezden geliyor. Bu bir şaka. İşler böyle yürümüyor: Geçmişten gelen her şeyi kullanmanız gerekiyor. Nereden geldiğinizi biliyorsanız, gideceğiniz yere varmanız daha kolay olur. İnsanlara dokunmak ve hayatlarının müziği olmak için müziği anlamanız gerekir.

Bugünün prodüktörleri, Bernard Herrmann gibi ustaların film müziklerini incelemek yerine, hızlı sonuçlar peşinde koşuyorlar.

Jones, Michael Jackson’ın “Baby Be Mine” şarkısında John Coltrane’in etkisinin nasıl hissedildiğini anlatırken, geçmişin büyük müzisyenlerinden ilham almanın önemini vurguluyor. Ona göre, dinleyiciye güçlü bir deneyim sunmak için müziğin evrimini anlamak şarttır.

Duygusal Dinamikler: Kulakları Meşgul Tutmak

İyi bir prodüktör, dinleyiciyi sürekli meşgul etmeyi bilmelidir. Jones, müzikteki tekrarın dinleyiciyi nasıl etkilediğini şöyle açıklıyor:

Rap için bu doğru, aynı cümlenin tekrar tekrar tekrarlanması. Kulağın melodiye göre hazırlanması gerekir; müzik değişmediğinde zihin kapandığı için kulak şekerini canlı tutmanız gerekir. Müzik bu açıdan gariptir. Kulağı meşgul tutmanız gerekir.

Bu ilke, modern prodüktörler için çok değerlidir. Bir parçanın dinamiklerini, dinleyicinin ilgisini canlı tutacak şekilde tasarlamak, üretimin sanatsal yönünün önemli bir parçasıdır. Bu, sadece iyi geçişler veya efektli breakler değil, parçanın içindeki duygusal ve dinamik değişimleri ustaca yönetmektir.

Düzenleme Sanatı: Duyguyu Notaya Dökmek

Jones kendi müzikal becerilerinden bahsederken, düzenleme konusunda kendine has bir yeteneğe sahip olduğunu belirtiyor:

Hissedebildiğim her şeyi müzikal olarak notalayabilirim. Bunu pek çok kişi yapamaz. Bir grubun bir şarkıcının şarkı söylediği gibi çalmasını sağlayabilirim. Düzenleme budur ve harika bir yetenektir. Bunu hiçbir şeyle değiştirmem.

Bir prodüktör olarak Jones’un bu yeteneği, Michael Jackson’ın albümlerinin benzersiz ses dünyasını yaratmasını sağlamıştır. Düzenleme yeteneği, herhangi bir besteyi tam potansiyeline ulaştırabilir veya vasat bir besteyi bile ilginç hale getirebilir.

Modern prodüktörlerin geliştirmesi gereken en önemli becerilerden biri, bir parçayı en uygun şekilde düzenleyebilme sanatıdır.

Para ve Sanat Dengesi: Tanrı Odadan Çıktığında

Jones’un müzik endüstrisi hakkındaki en çarpıcı görüşlerinden biri, paranın müzikaliteyi nasıl etkilediğidir:

İnsanlar paranın peşinden gitmek için bundan vazgeçtiler. Cîroc votkası ve Phat Farm’ın peşine düştüğünüzde ve tüm o boklar, Tanrı odadan çıkıyor. Hayatımda hiç para veya şöhret için müzik yapmadım. Thriller bile. Asla. Parayı düşündüğünüzde Tanrı odadan çıkar. Bir piyanoya bir milyon dolar harcayabilirsiniz ve bu size bir milyon dolar kazandırmaz. İşler böyle yürümez.

Modern endüstride hızlı başarı ve ticari kaygılar, çoğu zaman sanatsal bütünlüğü gölgeler. Jones, Thriller gibi tüm zamanların en çok satan albümünü üretirken bile, odak noktasının para değil müzik olduğunu vurguluyor.

Başarılı bir prodüktör, sanatsal vizyonu finansal beklentilerin önünde tutmayı bilmek zorundadır.

Detaylara Dikkat: Mükemmeliyetçilik Sanatı

Jones, Soul Bossa Nostra albümü deneyiminden bahsederken, detaylara dikkat etmenin önemini vurguluyor:

Son kaydım [2010’un Q: Soul Bossa Nostra’sı]. Ben bunu yapmaktan yana değildim ama rapçiler bana bir saygı duruşu olarak bir şey kaydetmek istediler, kariyerim boyunca yaptığım şarkıların versiyonlarını yapacaklardı. Onlara, ‘Bakın, müziği orijinallerde yaptığımızdan daha iyi yapmalısınız.’ dedim. Bu olmadı. T-Pain, dostum, detaylara dikkat etmedi.

Bir prodüktör olarak, her ayrıntıyı titizlikle ele almak gerekir. Jones’un yaklaşımı, “yeterince iyi” düşüncesini kabul etmez - her şey mümkün olan en iyi haliyle olmalıdır.

Bu mükemmeliyetçilik, bir prodüktörün imzasını oluşturur ve çalışmalarını zaman içinde dayanıklı kılar.

İş-Yaşam Dengesi: Aşırı Yüklenmeden Kaçınmak

Quincy Jones & Frank Sinatra stüdyo da çalışıyor

Jones, The Color Purple filmi üzerinde çalışırken yaşadığı stres ve tükenmişlik deneyimini şöyle anlatıyor:

Olan şu ki, ben o filmde yapımcıydım ve çekimler bittikten sonra herkes tatile gitti - ben hariç herkes. Evde kalıp film için bir saat 55 dakikalık müzik yazmak zorunda kaldım. Bunu yapmaktan o kadar yorgundum ki, göremiyordum. Çok fazla yük yükledim ve bu beni yıprattı. Hatalarınızdan ders çıkarırsınız ve ben bunu bir daha yapamayacağımı öğrendim.

Bu deneyim, prodüktörlere önemli bir ders veriyor: Yaratıcı süreçleri yönetirken, kendi sınırlarınızı bilmek ve aşırı yüklenmeden kaçınmak kritiktir. Dinlenmeye ve yenilenmeye zaman ayırmak, uzun vadede daha kaliteli işler üretmenizi sağlar.

Yoga ve Meditasyon: İçsel Dengenin Yoğun Prodüksiyon Süreçlerine Etkisi

Müzik prodüktörlüğünün zorlu dünyasında, Quincy Jones’un az bilinen bir sırrı var: yoga ve meditasyon pratiği.

1960’larda bu uygulamayla tanışan Jones, müzik endüstrisinin çılgın temposunda dengesini korumasının ve 90 yaşına yaklaşırken bile zihinsel keskinliğini sürdürmesinin arkasındaki gücün bu olduğunu söylüyor.

Yoga uzun ömürlülüğün anahtarıdır, nokta. Vücudu ve zihni uyum içinde tutar. Bu yüzden bunu bu kadar uzun süredir yapıyorum.

Stüdyo çalışmaları sırasında yoğun konsantrasyon gerektiren saatlerce süren oturumlar, prodüktörlerin yaratıcı ve zihinsel enerjisini tüketebilir. Jones, yoga pratiğinin ona sadece fiziksel esneklik sağlamadığını, aynı zamanda zihinsel netlik ve duygusal denge kazandırdığını belirtiyor.

Bu denge, müzikal kararlar alırken, sanatçılarla çalışırken ve karmaşık düzenlemeler yaparken kritik önem taşır. Prodüktörler için yoganın faydaları şunları içerir:

Jones’un yoga pratiği, müzikal başarısının gizli bileşenlerinden biridir. Onun yaklaşımı, bir prodüktörün sadece dışsal faktörleri değil, içsel dengesini de yönetmesinin önemini vurguluyor - bu, tam bir vizyon sahibi olmanın belki de en az konuşulan ancak en değerli yönüdür.

Dürüst Olmak: Sanatsal Bütünlük

Jones’un röportajlarında öne çıkan bir diğer tema da dürüstlüktür:

Benim yaptığım tek şey gerçeği söylemekti. Korkacak hiçbir şeyim yok dostum.

Bir prodüktör olarak, sanatçılarla çalışırken dürüst olmak ve gerçeği söylemekten çekinmemek önemlidir. Bu, hem sanatçının gelişimine katkıda bulunur hem de ortaya çıkan eserin kalitesini artırır.

Jones’un Michael Jackson’la olan işbirliği, dürüst geri bildirimin ve açık iletişimin gücünü gösteren bir örnektir.

Kültürel Köklerle Bağlantı: Müziğin Evrensel Dili

Jones, müziğin kültürel köklerini anlamanın önemini şöyle vurguluyor:

Birkaç yıl önce Paul Allen ile bir seyahatteydim ve duvarda Dünya’nın bir buçuk milyon yıl önce nasıl göründüğüne dair haritalar vardı. Güney Afrika kıyılarında, Durban’ın olduğu yerde Çin kıyıları vardı. İnsanlar karışmış olmalıydı ve bunu müzikte duyuyorsunuz - her iki yerden gelen davullarda. Çin müziğinde Afrika özellikleri var, Japon müziğinde de, Kodo davullarıyla. Hepsi Afrika’dan geliyor.

Bir prodüktör olarak, müziğin farklı kültürlerdeki köklerini anlamak, daha zengin ve derinlikli eserler yaratmanıza yardımcı olur. Jones’un geniş müzikal bilgisi ve farklı müzik türlerine olan açıklığı, prodüksiyonlarındaki zenginliğin kaynağıdır.

Son Söz: Prodüktörlükte Asla Bir Şeyi “Yeterince İyi” Kabul Etmeyin

Quincy Jones’un 84 yıllık deneyimi, müzik prodüktörlüğünün özünü yakalıyor: Teknik bilgi gereklidir ama yeterli değildir. Gerçek bir prodüktör, müziğin tarihini, kültürel bağlamını ve duygusal derinliğini anlar, sanatçıları en iyi potansiyellerine ulaşmaları için teşvik eder ve her projeye tam bir sanatsal bütünlükle yaklaşır.

Jones’un “zanaatınızı öğrenerek yaratıcının size verdiği armağana saygı göstermelisiniz” sözünde de belirttiği gibi, prodüktörlük sadece bir meslek değil, bir sanattır ve sürekli olarak geliştirilmesi ve saygı duyulması gerekir.

Modern müzik prodüktörü olarak, Jones’un derslerini içselleştirmek, size sadece daha iyi teknik beceriler değil, aynı zamanda müziği ve onun yaratıcılarını daha derinden anlama bir vizyon geliştirme yeteneği kazandıracaktır.

Bu, sizin sadece ticari başarıya ulaşmanızı değil, aynı zamanda zamanın ötesine geçen eserler yaratmanızı sağlayacaktır.

Kendi müziğini üretmeye başlamak ve zaman kaybetmek istemiyorsan, @aydaeravci Instagram hesabımı takip ederek, “BandLab ile Sıfırdan Müzik Prodüksiyonu Öğrenmek” üzerine hazırladığım ücretsiz eğitim içerikleri ile yolculuğunu hızlandırabilirsin. Haftalık ilhamlarını almak için takipte kal!

← Blog